| GAZLIGÖL Kaplıca Suyunun Tedavi İçeriği |
|
AFYON GAZLIGÖL Afyon
ili çok ve çeşitli sıcak su ve çeşitli termal kaynaklar a sahiptir.
Yıllardır sadece Afyon' lulara ve bilenlere şifa dağıtan termal
kaynaklarımız Turizm Bakanlığının 4 mevsim Turizm projesi çerçevesinde
tüm Türkiye'ye dünyaya sesini duyurmaya başladı. Son yıllarda özel
sektörün getirdiği dinamizm ve kalite tüm sektörlere yansıdı.üst üste
gelen projeler ve otellerle birlikte yatak sayısı hızla arttı.
Gazlıgöl Kaplıca Suyu, Romatizmadan eklem bozukluklarına, kadın hastalıklarından çocuk
felcine, solunum yolları hastalıklarından, şişmanlığa, nevrotik
bozukluklardan , kalp rahatsızlıklarına kadar geniş tedavi portföyüne
sahiptir.
Eski tunç çağından bu yana şifa dağıtmakta olan Gazlıgöl’ün Termal çamuru doğal bir güzellik iksiridir ;
Demir ve potasyum gibi mineraller yönünden son derece zengin olan bu
çamuru Kleopatra'nın çok sık kullandığı bilinmekte Roma ve Bizans
imparatorluğunun da bölgeye önem verdiği yapılan kazı ve
araştırmalardan ortaya çıkan eserlerle anlaşılmaktadır..
Belli aralıklarla tekrarlanan dış uyarılarla organizmanın kendi
güçlerinin harekete geçirilmesi temeline dayanır.Burada termomineralli
kaplıca suyu ve çamurlarının fiziksel,kimyasal,termik etkilerinin rolü
vardır.
Kaplıca tedavisinden sonraki genel etkiler; hem uzun yıllara dayalı
gözlem ve deneyimlerin hem de klinik çalışmaların ortaya koyduğu gibi 6
– 12 ay sürebilmektedir.
Tedavi amaçlı olarak eski
çağlardan beri kullanılan, Gazlıgöl Kaplıcaları hastalarına banyo, içme ve buhar
soluma tedavileri ile bir bütün olarak vücudun ihtiyaç duyduğu tedavi ve
dinlenme olanaklarını sağlamaktadır.
Gazlıgöl havazası termal suları içeriğinde fazla miktarda co2
ihtiva eden saf kalevi su grubundandır. Bu özelliğimden dolayı Gazlıgöl havzası
termal suları Fransa'nın meşhur Vichy kenti termal suları ile birlikte kalp ve
damar hastalıklarının tedavisinde banyo şeklinde kullanılan en ideal iki su
grubundan biridir.
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji
(Kaplıca Hekimliği) Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle
Avrupa'da kalp hastalarına doktorlar tarafından karbondioksitli
gaz içeren kaplıcalar öneriliyor. Afyon'daki Gazlıgöl Kaplıcası ise böyle bir
amaç için bulunmaz cennet. Ayrıca içme olarak kullanıldığında karaciğer ve
böbreklere de son derece iyi gelmektedir.
GAZLIGÖL AYDIN TERMAL KAPLICALARI TEDAVİ İÇERİĞİ
Tedavi amaçlı
olarak eski çağlardan beri kullanılan, Gazlıgöl Kaplıcaları hastalarına
banyo, içme ve buhar soluma tedavileri ile bir bütün olarak vücudun
ihtiyaç duyduğu tedavi ve dinlenme olanaklarını sağlamaktadır.
Suyun Özellikleri : Gazlıgöl Kaplıcası’nın suyu(Aydın Termal Kaplıca Suyunun, Su Analiz Raporu İçin Tıklayınız)
Fiziksel özellikler bakımında: renksiz, kokusuz ve gazlıdır.
Kimyasal özellikleri bakımından: Sodyum bikarbonat, Karbondioksit ve hidrojen sülfür bulunmaktadır.
Toplam Mineralizasyonu: 3443,16 mg/lt.
Suyun Sıcaklığı : 85 ºC’dir.
Suyun pH değerleri: 6,9′dur.
Suyun Faydaları :
Gazlıgöl kaplıcasından, içme ve banyo tedavileri için faydalanıldığı
gibi kapalı ortamlarda suyun buharının solunmasıda fayda sağlamaktadır.
Gazlıgöl Kaplıcası’nın Faydaları
Gazlıgöl kaplıcasının
3 türlü şifa yöntemi vardır. Bu yöntemler şifa sağladığı hastalıklar ve
uygulamalar bakımından farklılıklar göstermektedir.
Banyo Tedavisinin Faydaları
*Romatizmal hastalıklarda fayda sağlamaktadır.
* Dolaşım sistemi sendromları
rahatsızlıklarında fayda sağlamaktadır. Dolayısıyla; Karaciger ,
Safrakesesi , Mide ve Bağırsakların sipastik ağrılı sendromlarınada
fayda sağlamaktadır.
*Nevralji , nevrit , artroz , saboreik gibi rahatsızlıklarda da oldukça faydalıdır.
*Deri Hastalıkları üzerinde de oldukça şifalıdır.
*Kadın Hastalıkları tedavisinde faydalı olduğu gözlenmiştir.
İçme Tedavisinin Faydaları.
*Kaplıcada içme suyu olarak
kullanılan şifalı su sodyum bikarbonatlı sular grubundandır. Bu suyun
ılık şekilde içilmesi halinde ağrılı ve spazmalı böbrek hastalıklarına
mide rahatsızlıklarına, karaciğer, safra yolları ve bağırsağın spastik
ağrılarına tavsiye edilmektedir.
Suyun Buhar Tedavisinin Faydaları.
*Kalbin çalışma kapasitesine, ritmine, atım hacmine olumlu etkileri bulunduğu gözlenmiştir.
*Koroner damarları genişletici ve arteriel tansiyon düşürücü etkileri vardır.
*Solunum yollarını rahatlatıcı etkileri de bulunmaktadır. D E T A Y L A R : Kaplıca Banyosu Banyolar
soğuk (hipotermal; 34ºC'nin altında), ılık (izotermal; 34-35ºC
sıcaklıkta), sıcak (termal; 36-40ºC sıcaklıklarda) ve aşırı sıcaklık
(hipertermal; 40-42ºC sıcaklıkta) olarak sınıflandırılmaktadır. Banyo
süresi genellikle 20 dakikadır. Banyo uygulamaları tam, yarım ve oturma
banyoları şeklinde yapılmaktadır. Banyolar genellikle 2-4 hafta
süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı
bir kez yapılmaktadır. Banyo alma sıklığı kaplıca doktoru tarafından
ayarlanmaktadır. Bir kaplıca küründeki banyo sayısı 15-20 arasındadır. Çamur (Peloid) Uygulamaları Paket
tarzında uygulama en sık kullanılan Peloidterapi yöntemidir. Çamur
banyosu uygulamalarında mineralli bataklar, deniz ve delta balçıkları
ve termomineral suyla karıştırılmış şifalı topraklar kullanılmaktadır.
Paketler vücudun belli bölgelerine uygulanmaktadır. Sıcaklıkları 50
ºC'ye kadar olabilen çamurların uygulama süresi genellikle 30-40
dakikadır. Uygulama sıklığı da iki veya üç günde bir olup bir kürde
ortalama 15-18 uygulama yapılmaktadır. Uygulamalardan sonra
ılık bir duş ile vücut çamurdan temizlenmektedir. Çamurun
temizlenmesinden sonra hasta kurulanır ve 30-60 dakika süreyle
dinlenir. Bu tedavi yöntemi doktor yönlendirmesi ve gözetiminde
romatizmal hastalıklar, post-travmatik, postoperatif, ortopedik
lezyonlar, jinekolojik rahatsızlıklar ve bazı sindirim ve ürogenital
kronik hastalıklarında uygulanmaktadır. Gaz Banyosu Gaz
banyosu, genellikle karbondioksitle yapılmaktadır. Karbondioksitli
sular ile yapılan banyo yöntemi olan karbondioksitli sıvı banyo
uygulamalarında, suyun sıcaklığı 33-35 ºC arasında tutulmakta olup,
banyo süresi 15-20 dakikadır. Banyo sayısı genellikle 3 ila 5 hafta
süreyle 15-20 arasındadır. Karbondioksit banyolarında sıklıkla önerilen
iki gün üst üste banyo yapılıp, üçüncü gün ara verilmesidir. Bu tür
tedavi yöntemi kardiyovasküler sistem hastalıklarında uygulanmaktadır. Ayrıca,
özel kabinde yalnız gaz verilerek yapılan tedavi şekli de vardır. Bu
tür uygulamalara da "kuru karbondioksit banyosu" adı verilmektedir.
Hasta bu tür tedavi şeklinde özel kabinde karbondioksit buharı içinde
oturtulur ve kabindeki gaz ortamının üst düzeyi kişinin koltuk altı
seviyesini aşmaz. Gaz ortamının sıcaklığı genellikle 20 ºC'de
tutulmakta olup banyo süresi 20-30 dakika arasındadır. Bu banyo
yönteminin avantajı su banyosundaki hidrostatik basıncın etkisinin
ortadan kaldırılmasıdır. Bu tür banyolar daha sonra karbondioksitli su
banyolarına geçiş için başlangıç tedavisi olarak da kullanılmaktadır. İçme Kürleri Balneoterapide
termomineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan
yöntem, "doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu bölünmüş
dozlarda ve belirli miktarda içilmesi ile yapılan "içme kürleri"dir.
İçme kürlerinde kullanılacak su, içme yerine ve hijyenik koşullara
dikkat edilerek doğrudan kaynaktan ve bekletilmeden ulaştırılmaktadır.
Burada kullanılan mineralli su, kimyasal birleşimine bağlı olarak
sindirim sistemi organlarını ve fonksiyonlarını doğrudan, böbrekler ve
idrar yollarını ise dolaylı olarak etkilemektedir. Kür tarzında belirli
sürede ve miktarlarda mineralli suların içilmesi, organizma üzerinde
genel olarak olumlu bir etki yaratmaktadır. İçme küründe günlük
içilecek su miktarı genel olarak genel olarak bazı aktif mineral
içerenler dışında (örneğin demirli sular) vücut ağırlığının her
kilogram başına yaklaşık 10 ml, diüretik etkili olanlarda 20 ml'dir.
Bir miktar su günlük olarak yarım saatten az olmayan aralıklarla
alınır. İçmenin yemeklerle olan ilişkisi doktor tarafından
belirlenmektedir. İçme küründe kullanılan suyun sıcaklığı genellikle 25
ºC olup kür süresi ortalama üç haftadır. Solunum Yolu ile Kür (İnhalasyon) Solunum
yolu ile kürler, minerali suyun gerekli teknik gereçlerle endikasyonuna
uygun çapta partiküllere bölünüp ortama salınarak solunum yolu ile
alınmasıyla yapılmaktadır. Solunum yolu ile kür 28-31 ºC'lik
sıcaklıklarda, 5-15 dakikalık sürelerde yapılmaktadır. Bu uygulama
sırasında sıcaklık yavaş yavaş 28 ºC'ye kadar düşürülmektedir. Bu tür
tedavilerde genellikle bireysel inhalatörler ve inhalasyon oda ve
odaları kullanılmaktadır. Bazı kaplıcalarda ise, grup inhalasyonları
için inhalatoryum denilen toplu inhalasyon mekanları vardır. Burada
sıcaklık 22-25 ºC arasında tutulmaktadır. Bütün bu sistemlerde
mineralli suyun bakteriyolojik kirlenmesini önleyici tedbirler
alınmaktadır. Cihazların her bir hastanın kullanımından sonra
dezenfeksiyonu için gerekli düzenleme yapılmaktadır. Tedavisine Çalışılan Rahatsızlıklar
Solunum Sistemi Hastalıkları
Astma
bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları,
Pnömokonyoz'dur. Bu tür hastalıklarda daha çok klima terapi
uygulanmaktadır.
Cilt Hastalıkları
Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik Rezidüel Ürtiker'dir.
Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları
Dejeneratif
eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), yumuşak doku romatizmaları, bazı
inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin; Ankilozan Spondilit,
Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası oluşan travmalar… Bu tür
hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.
Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları
Kompanse
kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel
hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel
hipontansiyon (özellikle Ortostatik)'dır. Bu tür hastalıklarda daha çok
banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.
Mide-Bağırsak-Metabolizma Hastalıkları
Mide
hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi
fonksiyonel yetmezlikleridir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve
şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.
Böbrek ve İdrar Yoları Hastalıkları
Kronik
piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları,
Fonksiyonel yetmezlikleridir. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı
çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.
Kadın-Doğum Hastalıkları
Genital
organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel
sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası Adhezyon profilaksisi,
Dismenore (ağrılı ve zor adet görme), Fluor (genital akıntı). Bu tür
hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.
Nörolojik Hastalıklar
Merkezi
ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları,
Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve Myopatiler, Vasküler
nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif
distoni'dir.  KAPLICA NEDİR ? Mineralize
termal suların ve bunlara ait çamurların, banyo, içme, solunum yolu ile
kullanılması, ayrıca iklim kürü, fizik tedavi, rehabilitasyon,
mekanoterapi, beden eğitimi, masaj, psikoterapi, diyet vb. yan
tedavilerle birleştirilmesi ile oluşturulan kür uygulamalarının uzman
hekim denetiminde yapıldığı sağlık tesislerine kaplıca denilmektedir. Madensuyunun
yer yüzüne çıktığı kaynağa kaynarca, madensularından yararlanmak üzere
kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere de genel olarak kaplıca ya
da ılıca denmektedir. Kaplıca sularından banyo ve içme kürleriyle
yaralanılmaktadır. İçme kürü olarak yararlanılan kaplıcalara içmece de
denilmektedir. Kaplıca teriminin kökeni kaynarcanın üzerine hamam yapılması nedeniyle türetilen "kaplı ılıca" terimidir. KAPLICA NE TÜR RAHATSIZLIKLARA ŞİFADIR ? Hastalıklarına Göre Kaplıcalar ROMATİZMALARDA  1- İltihab" Romatizma (Artrit): Ateş,
mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik,
iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemini
etkileyen; çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli
ve sükunetli devreleri vardır. Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine
yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müsbet
netice verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca
destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda
kaplıcanın şu faydaları görülecektir: Mafsallardaki ağrılar azalır.
Ateş ve nabız normale döner. Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder. Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar. Yeni nöbetler engellenmiş olur. 2- Yaşlılık Romatizması (Osteoartrit) Genellikle
elli yaşın üzerindeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya
kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok
ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik
büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında
gıcırtılı bir ses çıkarır. Hastalık ilerlemiş ise; istirahat,
fizikoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi
uygulanabilir.
3- Bir Hastalık Sonrasında Ortaya çıkan Romatizma (Romatoit Artrit)
Genellikle,
yirmi-kırk yaş arası kadınlarda görülür. Sebebi tam bilinmemekle
beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için;
bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların
ufak eklemlerinde, altçene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde,
köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrı ile birlikte şişlikler
görülür. Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir doktora müracaat
edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi neticeler verecektir. 4- Doku Harabiyeti ile Neticelenen Romatizmalar (Fibrozit)Mafsal
ağrıları ve tutuklukları ile birlikte; erkeklerde damar sertliği,
kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür. Eklem yerlerindeki bağ doku
iltihaplanma sonucu yıkıma uğrar ve tutukluklara sebep olur. İlerlemesi
halinde hastada iştahsızlık, hareketsizlik ve beslenme bozuklukları
görülür. Zaman zaman vücut ateşinde yükselmeler olur. Kaplıca
tedavisinin iyi neticeler verdiği gözlenmiştir. 5- Ameliyat Sonrası Ortaya çıkan Eklem Tutuklukları
Çeşitli
iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık
ve ezilmelerin bazan ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat
sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya
çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler
vermektedir. Dikkat: Kemik tümörü olduğu teşhis edilen hastalar
kesinlikle kaplıcaya gidemezler. Ayrıca, romatizma ile ilgisi olmayan,
mikrobik kemik ve mafsal hastalıklarında da kaplıca tedavisi
uygulanmamalıdır
KARACİĞER VE SAFRAKESESİ HASTALIKLARINDA Siroz
başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ailev"
sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş
teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir. Safra
kesesi tenbelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan
hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler
vermektedir. Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve
sulfatlı sular kullanılmaktadır. Dikkat: İlerlemiş siroz ve
hepatit hastalıklarında kaplıcaya gidilmemelidir. Kanama ve akıntıyı
artıracağından tehlikeli sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir.
3-KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA
Halk
arasında, "tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir" gibi yanlış bir
inanç vardır. İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun
sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Zira, sıcak
maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli bir tesiri
vardır. Kalp çarpıntısı ve asab" tansiyonu olanlar da aynı şekilde
çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı
tansiyonlarda maden suları çok iyi netice vermekte, kalbin ve dokuların
solunumunu artırarak damarları genişletmektedir. Böylece kan dolaşımını
normal seviyeye getirmektedir. Dikkat: Eğer tansiyonun sebebi iç salgı
bezlerindeki bir tümör ise, hastanın öncelikle ilaçla tedavisi şarttır.
Tedavi iyi netice verdikten sonra, damarların bozulan dengesini
düzeltmek için kaplıcaya gidilebilir. Kalp yetersizliğinden muzdarip
olan hastalar ancak doktor kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdırlar.
Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve
varis teşekkülünü önleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. İçme
şeklinde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları böbrek
rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol miktarda su atılmasını
sağlamaktadır. Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür. Kan
dolaşımını hızlandırır. Tuzlu ve iyotlu sıcak sular, iltihap
kuruturken; radyoaktif sıcak sular da ağrı dindirici ve sinirleri
teskin edici özelliğe sahiptir. Bunların ne kadar müddetle ne miktarda
alınacağı mutlaka doktora danışılmalıdır.
ŞİŞMANLIK TEDAVİSİNDE Banyo
ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında "acı su" diye
bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla
kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve
tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri tembih
ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.
ŞEKER HASTALIĞINDA Maden
sularının vücuttaki inselin ifrazatını artırdığı tespit edilmiştir.
İnselin ise vücudun şeker kullanmasını sağlar. Ensülinin etkisi iki
yönlüdür: Şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır. Karaciğerin
kana şeker verme hızını azaltır. Şeker hastaları sodalı suları, içme ve
banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo şeklinde
alır. DAMLA (GUT) HASTALIĞINDA Tıp dilinde "Mikris" adı verilen bu hastalığın belirtileri şöyle sıralanabilir: Genellikle ayak başparmağında aniden gelen ağrı ve sancı ile kendisini belli eder. Parmaklarda parlak bir kızarıklık görülür. Sonra el başparmakları, diğer parmaklar, diz kapakları, el bilekleri ve dirseklerde ağrı ile birlikte şişlikler başlar. Hastada hafif ateş ve iştahsızlık görülür. Tedavi
edilmemesi halinde hastalık kronikleşir. Eklemlerde şekilsizlik ve ürik
asit kristalleri birikimi olur. Eklemlerde ürik asit kristallerinin
birikmesi sadece Gut hastalığında görüldüğünden "Romatizma" ile
karıştırılmamalıdır. Sebebi bilinmemekle beraber aşırı beslenen
kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanı ürik asitten temizlemek için,
hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi netice vermektedir.
Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir.
Gut hastalığı ile birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise; sodalı su
içmesini tavsiye edeceğiz. BöBREK HASTALIKLARINDA Halk
arasında "acı su" tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek
rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmektedir. Bu suların,
idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş olan zehiri
vücuttan dışarı atıcı tesirleri vardır. Ayrıca böbrek taşlarını
erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir. Sülfatlı
sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır.
|
|