Türkiye'de "şifalı su çok, yararlanan az"
A.A
İstanbul
Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Zeki Karagülle, Türkiye'nin, dünyada Japonya ve Almanya'dan
sonra şifalı su açısından ilk akla gelen 3 ülkeden biri olduğunu, ancak
bu kaynaklardan yeterince yararlanılmadığını bildirdi.
Türkiye Kaplıca Tıbbı ve Balneoloji Derneği ile İstanbul
Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve
Hidroklimatoloji Anabilim Dalı tarafından düzenlenen “35. Uluslararası
Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Dünya Kongresi” Harbiye Askeri Müze
Kültür Sitesi'nde başladı. Aynı zamanda kongre başkanı da olan
Karagülle, doğal tedavi yöntemlerine olan yönelişin, şifalı ve
mineralli sulara olan ilgiyi de artırdığını söyledi. Karagülle şunları
kaydetti:
“Türkiye,
dünyada, Japonya ve Almanya'dan sonra şifalı su açısından, yani gerek
bu konudaki zenginlik, kullanım geleneği ve tesis açısından ilk akla
gelen 3 ülkeden biri. Ancak bu kaynaklardan yeterince yararlandığımız
söylenemez. Japonya'da yılda 120, Almanya'da 16 milyon kişi kaplıcalara
giderken, bizdeki rakam 8 milyon. Bu konuda güçlü bir geleneğimiz var,
ancak bunun modern yaşantının getirdiği olanaklarla kombine edilmesi
lazım.” Türkiye'de 3 bine yakın şifalı su kaynağı bulunduğunu ve
bunların üstünde 300-500 arasında değişen tesis yer aldığını kaydeden
Prof. Dr. Zeki Karagülle, “Şifalı sular, romatizmal hastalıklar başta
olmak üzere kalp-damar, jinekolojik, solunum, kulak-burun, nörolojik
gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor” diye konuştu.
“1 YAŞINDAN İTİBAREN HERKES KAPLICAYA GİDEBİLİR”Karagülle,
Türkiye'de insanların yüzde 90-95'inin kaplıcalara romatizmal
hastalıklar için gittiğini, bunların da yüzde 80-90'ını 40 yaş üstünün
oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Oysa kaplıcalara 1
yaşından itibaren herkes gidebilir. Hiçbir yan etkisi de yoktur.
Fransa'da yılda kaplıcaya giden çocuk sayısı 300 bin. Çünkü
kaplıcaların genel sağlığı destekleyici bir etkisi var. İtalya'da
sağlık bakanlığı, Fransa'da da sigorta şirketlerinin yaptığı
araştırmalar, kaplıcaya giden insanların daha sonraki bir yıl içinde
daha az ilaç kullandığı, doktora gittiği ve tetkik yaptırdığını ortaya
koydu.” Prof. Dr. Zeki Karagülle, bu tür tesislerde hekimden, masöre
kadar profesyonel bir ekibin çalışması gerektiğini de vurguladı.